08
05/12
13:57
22
06/11
09:56
Amsterdam
Son zamanlarda gerçekten hızlı yaşıyorum sanırım. Yani benim hızlanmak gibi bir amacım yok ama, olaylar böyle gelişiyor. Çalıştığım (aslında kurmaya çalıştığımız) şirketten 9 yıllık arkadaşımı kaybederek ayrıldım. Fazla irdelemeye gerek yok. Yine bundan önce çalıştığım şirketten (Vargonen) teklif aldım. Aslında kendi işimi kurup devam etmek gibi bir fikrim vardı, bunu da destekledikleri için tekliflerini kabul ettim. Amsterdamda yaşama ve çalışma imkanı da sağladıkları için kısa bir süre test sürüşü yapmak üzere Amsterdam’a geldim. Yaklaşık 1 haftadır buradayım, ve kafamı toparlayıp karar verebilirsem en azından önümüzdeki 5 yılı burada geçirmeyi planlıyorum.
Ailesinden maksimum 15-20 gün ayrı kalmış bir ana kuzusu olarak böyle bir kararı vermek çok kolay değil benim için, ama gelecek kariyer falan filan diyorum :) Yoksa Amsterdam’daki rahat yaşam koşullarıyla, Victoria’s Secret podyumu kıvamında sokaklarıyla, lezzetli Amsterdam kekleri ile, “dumanlı kafa sahası” destekcisi Coffee Shop’larıyla ya da kırmızı sokakla filan hiçbir ilgisi yok. Tamamen gelecek, kariyer filan. Vallahi bak.
Genel olarak İzmir’deki hayatımdan fazlasıyla memnundum zaten. Oradayken sosyal biri olduğumu düşünmüyordum da, burada bir hafta geçirdikten sonra fark ettim ki ben fazla sosyalmişim ya. Kendi kendimle başbaşa kalmaya çok alışkın değilim. Şimdilik buradaki şirkette 3 Türk arkadaş (birisi patron yanlış olmasın :P) çalışıyoruz. Başka biri yok.
Buraya yerleşme fikrimi duyan birçok arkadaşım beni de al hacıı, olum orda bana da iş bulcaksın, bulmazsan hede hödö rere rörö.. vb. yaklaşımlarla beynimi sevdi. Hevesinizi kırmak istemediğim için şimdilik çok açmıyorum konuyu. Ama bir sonraki boş vaktimde buradaki kısa tecrübelerimi paylaşmayı planlıyorum.
05
06/11
18:05
Juniper ex3200/ex4200 Management Filtreleri
04
06/11
16:23
Dayı oldum :)
31 Mayıs 2011 saat 11:00 civarında dünyanın en güzel kızı, dünyanın en çok konuşan kadını (ablam) tarafından dünyaya getirildi. Kısacası dayı oldum be! Şaka gibi geldi önce. Ameliyathaneden böyle buruşuk birşey çıkarıp getirdiler işte bebeğiniz bu diye. Çok tiksinirdim yeni doğan bebekten ben, bir de bizimkisi dövecek gibi kaşları çatık filan.. Ama yeğenim olduğu için midir bilmiyorum, doğduğumdan beri gördüğüm en güzel şey bu bebek arkadaş. Yanında durup böyle sarılıp sıkmamak için gerçekten mücadele ediyorum. Doğum hastahanesindeki hemşireler alıp hamur gibi yoğurarak sevdi prensesimi. Ben yapamıyorum birşey olacak diye. Kucağıma almaya kıyamıyorum. Kaşını gözünü oynatması, ağlaması, nefesinin sesi gibi normal tüm davranışları sanki olağan üstü birşeymiş gibi mutlu ediyor beni.
Mutluluktan ağlayan insanlarla çok dalga geçerim ben. “Mutluluktan ağlanır mı be, gülsene gerizekalı” diye :) O insanlardan özür diliyorum şu an. Ablamla ilk yanyana geldikleri ana şahit olunca gözlerim doldu. Baya salsam kendimi salya sümük ağlıcam. Bu ne len ne biçim dayı bu demesin prensesim diye tuttum kendimi. “Ramiz Dayı” çizgimden çıkmak istemiyorum. “Yeğeeeen şu şöyledir bu böyledir.” demeye başladım bile şimdiden :))
Kendi bebeğim olsa bu kadar sevinemem herhalde. Herkesin deneyimlemesi gerek böyle bir duyguyu. Birkaç ta fotoğrafını ekliyim prensesimin tam olsun :)
-150x150.jpg)
Buradan böyle bir güzelliği dünyaya getirdikleri için Faruk (enişte) ve Ablam’a sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum ve yeğenlerimin devamını bekliyorum :))
11
05/11
16:42
Hiçbirinizle aynı fikirde olmak zorunda değilim!
Son zamanlarda dikkat ediyorum da, çevremde o kadar fazla yaşam koçu, psikolog psikiatr filan varmış ki, ben gidip boşu boşuna üniversite bitirip diploma almış ve yıllarca mal gibi çalışmış bir doktora ulaşabilmek için 1 ay bekleyip bir de üstüne para vermek gibi bir enayilik etmişim. Keşke bu muhteşem, kendini başarının anahtarı gören arkadaşlardan destek alsaymışım.. Nasıl bir yetenektir ki, o kadar mükemmeller ki yanlarında kendimi şunun kadar gereksiz hissediyorum.
Birileri ya da bir topluluk ile aynı fikirleri paylaşmadığım için, deneyimlemediğim bir konuda tahminler üzerine karar verilmesine karşı olduğum için, kendi tecrübelerime başkalarının tecrübesizliklerinden daha fazla güvendiğim için saygısız sıfatı almayı hak ediyorsam hiç gocunmadan alnıma dövmesini yaptırabilirim. Saygılı olmayı körü körüne itaat etmeyenleri acımasızca eleştirip, o bizden değil kaka fikrini savunmak ile eşdeğer gören arkadaşlarım. Burdan size sesleniyorum. Ben muhteşem bir SAYGISIZIM.
Gelecekte çok fazla zengin olmak, holding sahibi olmak vb. planları olan insanlar tarafından tembellikle de eleştirildiğim oldu. Ben çok para kazanınca değil, çok mutlu olunca mutlu oluyorum.
Zıt fikirleri savunduğum durumlarda, düşündüğümün aksine gelişen olaylarda kimin fikrinin haklı çıktığına değil, varılan sonucun doğruluğuna bakarım. “Ben demiştim” dediğim zaman Egom tatmin olmaz benim. Aksine üzülürüm çünkü birşeyler yanlış gitmiş, boşa zaman kaybedilmiş ya da geç kalınmıştır. “Ben demiştim” demekten nefret ederim.
Verdiğiniz bilgilerin doğru olup olmadığının sağlamasını almaya çalışıyorsam önce bir dönüp kendinizi gözden geçirin. Neden böyle yapıyorum? Neden güvenmiyorum?
Emin olmadığım konularda atıp tutmaktansa susup tahminlerimi bile kendime saklıyorum. Bilmediğim bir konu hakkında gerçekten bilgi sahibi olana kadar başkalarının tecrübelerini de dinliyorum. Deneyimliyorum sonra konuşuyorum Kİ, başkaları da ben birşeyleri anlattıktan sonra sağalama yapma gereksinimi duymasın.
Kimseyi kırmamak için elimden GELMEYENİ bile yapıyorum. İnsanlarla uğraşmak gerçekten çok zor. Ailesini toplayıp köyüne yerleşen insanlara çok imreniyorum bazen. Keşke bir köyümüz olsaymış bizim de gidip bahçede domates yetiştirip, çok fazla insan olmadan huzurlu yaşasaymışız.
Haydi karakter analistleri, burda yazdıklarımdan da yeni anlamlar türetip ağzınızı kullanın ve konuşun. Ama hiç sorgulamayın kendinizi çünkü mükemmelsiniz.
Anahtar kelime: EMPATİ
imza: SAYGISIZ.